Lady Lazarus
A message from Anonymous
Kardeşin nasıl oldu?

Düne kadar iyiydi, uyanıktı dün sabah tekrardan uyuttular pazartesi uyandıracaklar, hala tek kişi görebiliyor. 

..

..

Bazen kızsam, küssem hatta abartıp bazen “Sevmiyorum!” desem de bana her gece “İyi ki!” deyip her sabah ismiyle uyanmamı sağlayacak güzellikte bir aşk yaşattığın için teşekkür ederim Tanrı’m! 

sirinkaya:

Hani en son buluşmamızda demiştin ya neden bu kadar sıkı sarılıyorsun sanki bir daha göremeyecekmiş gibi. Sesimi çıkarmamış sarılmaya devam etmiştim. Huzurdu, cennetti çünkü o an benim için. Ama bak haklıymışım sarılmakta gerçekten bir daha hiç göremeyeceğimi bilir gibi sarılmışım sana. Bir daha göremeyeceğim..

Senin o kafanı ısırırım. Net.

Senin o kafanı ısırırım. Net.

Another Love
Tom Odell

Bir aşkı tükettim… Bir aşkta tükendim…

Yaşlanıyorum artık… “Büyüyorum, hatalarımla güçleniyorum” ya da “Daha öğrenecek çok şeyim var, düşe kalka büyüyeceğim” diyebilmeyi isterdim, gerçekten isterdim ama artık büyümüyorum, sadece yaşlanıyorum… Yaşlandıkça daha ağır gelmeye başlıyor bazı şeyler, gülüp geçemiyorsun öylece her şeye… Yüreğinde yer ediyor, içine oturuyor, canını çok daha fazla yakıyor… Engel olamıyorsun… 

Gitmek istediğim bir yer var… Rüzgarında huzuru taşıyan, gözlerime alabildiğince mutluluğu getiren ve nerede olduğunu bilmediğim bir yer… Yıllardır sadece oraya varabilmek için uğraşıyorum aslında… Sadece oraya varabilmek için koşuyorum, çaba harcıyorum, tükeniyorum… Kalbimi parçaladım, kalbimi yordum, kalbimi kırdım.. Gözlerimden okyanusları dolduracak kadar yaş akıttım… Gözlerimi de çok yordum; gecelerce sabahı beklerken, gözümü kırpmadan saatlerce düşünürken ve sayfalarca yazarken…

Evim anılar çöplüğü gibi… Yazıp da yollamadığım o kadar fazla mektup biriktirdim ki defter aralarında… Tarih, gideceği yer, cümleler… Hepsi hazırdı oysa, sadece cesaretim eksikti zaten her zaman da eksik kaldı… Her konuda güçlü ve cesur olabilen ben söz konusu aşk olduğunda küçük bir çocuktan farksız oldum hep… Sustum, söylemedim… Deli gibi severken bile sırf kırılırım diye sevdiğimi gizledim. “Sevmiyorum” diye bağırdım her seferde. 

Şimdi her şeyi gözden geçiriyorum her şeyin başladığı odada… Tam bu odada, ben yine tam bu şekilde otururken başlamıştı her şey yıllar önce… Sen “Seviyorum” demiştin, ben “Korkuyorum..” Korkuyorum dememe rağmen korktuğum her şeyi de yaşadım aslında… Çok kırıldım mesela… Çok küstüm, çok kızdım… Hem kendime hem sana… Saatlerce sustum sonra, zaten beraber en iyi yaptığımız şey değil miydi bu? Saatlerce susarken birbirimizi en iyi anlayan değil miydik biz? Kelimelere ihtiyacımız olmadı bizim seninle hiçbir zaman.. Göz göze gelip birkaç saniye öylece kalmak yılların suskunluğunu çözmeye yetti hep… 

Sana güzel şeyler vermek istiyorum artık… Yeterince uzak durdum senden, yeterince kaçtım… Sınırsız bir aşk sunmak istiyorum mesela… Geceleri seninle uyuyup sabahları seninle uyanmak istiyorum… Çok erken uyanmak istiyorum sabahları sırf evden çıkma saatine kadar biraz mutlu olabilmek için seninle.. Her sabah öpücüklere boğarak uyandırmak istiyorum mesela seni. Acelen olduğu sabahlar çocuk gibi küsmek istiyorum sana, erken kalkıp benimle ilgilenmeyi başaramadığın için… Sana seni sevdiğimi söylemek istemiyorum, sana sevgiyi yaşatmak istiyorum… Çocuksu gülümsemene biraz sevgi katmak istiyorum… Bir sürü saçma şey yapmak istiyorum şimdi seninle… Her yere yürüyerek gitmek istiyorum mesela; sırf ellerini tutarak uzun yürüyüşler gerçekleştirebilmek için… Bazen de kızıp terk etmek istiyorum seni, sana geri dönebilmek için… Her yolun sonunda seni bulmak istiyorum… Yazın sıcaktan bunaldığımda saçlarımı sen topla istiyorum ve kışın üşüdüğümde bir hırka vermek yerine sen sarıl istiyorum bana… Şapkalardan, atkılardan, o çok kalın kazaklardan daha sıcaksın biliyorum… Mutlu olmak için sadece sana ihtiyaç duymak istiyorum. 

Hala henüz biraz gençken aklımıza gelebilecek her şeyi beraber yaşayalım istiyorum… 

Bir adım atmak istiyorum… Bizi aydınlığa çıkaracak, mutluluğa götürecek, seni uzun yıllar yaşamamı sağlayacak bir adım atmak istiyorum… Ellerin ellerime uzandığında panikleyip çekmek yerine sımsıkı tutabilmek istiyorum… Dudakların dudaklarıma uzandığında kafamı çevirmek yerine gülümseyebilecek kadar aşka cesaretim olsun istiyorum… Seninle yaşamak istiyorum… 

Ellerimden tutar mısın? 

Biraz korkuyorum… 

Sarılıp “Her şey güzel olacak!” diyebilir misin?

Bir ömür verdim sana, sevgine… Tükettik neredeyse bir ömrü hatalarımızla, inatlarımızla…

Şimdi bir ömür daha versem aşkına, kalbini yeniden bana açabilir misin? 

Sımsıkı sarılıp “Hiç vazgeçmemiştim zaten” diyebilir misin?

Biraz zor biriyim galiba, beni suskunluklarımdan çözüp kalbinin yanında atan ikinci bir kalp gibi taşıyabilir misin?

Gücümüz kaldı mı? 

Gerçek aşk sahiden bir gün dönüp dolaşıp tekrar geri gelir mi?

Gözlerine baktığımda aklımdaki tüm soruları unutuyorum aslında… Onca yılın ötesinde gözlerinde tek gördüğüm şey aşk hala… 

Gözlerindeki aşka bir şans daha vermek istiyorum…

Söylemek benim için hala zor olsa da, artık biliyorum; 

Seni seviyorum…

**

Ezgi

İçimi acıtıyorsun.

Kızım çok asabidir -_- Çok leşi var :D

Kızım çok asabidir -_- Çok leşi var :D

Acıtmak.. Acımaktan daha kolay!

Acıtmak.. Acımaktan daha kolay!

Yapmamalı!

Yapmamalı!

"Saçlarını kesen bir kadının çektiği acıyı anlayabilecek kadar sev bir kadını. Ve asla bir kadının saçlarını kesmesine sebep olma…"

+Nasılsın?
-(Her şey bu kadar küçük bir soruyla başlıyor aslında değil mi? Senin cevabını bile merak etmeden sırf laf olsun diye sorduğun küçücük bir soruyla bedenimde binlerce yara bir anda kanamaya başlayabiliyor. İyi değilim! İyi olmadığımı sana söyleyemeyecek kadar da gururluyum üstelik… “Kötüyüm… Gel…” diyemeyecek kadar kuyruğumu dik tutmaya meraklıyım. Hayır bunlar kesinlikle benim suçum değil, ihtiyacım olduğunda senin oralarda bir yerlerde olduğunu bilememek bu kadar sessizleştirdi beni. Yine de ben içimden hep seninle konuştum; saatlerce, günlerce, aylarca… İçimden söylediklerimin bir şekilde içine dokunacağını umut ettim hep, ne zaman seni düşünsem mesaj atmanı da hep buna bağladım sadece sağır taklidi yaptığını düşündüm… Ama yine de iyi değilim ve bunu sana söyleyemeyecek kadar korkuyorum senden. Korkuyorum sırf kötü olduğumu bildiğin ve yarabandı olamayacak kadar umursamaz olduğun için kaçıp gitmenden korkuyorum. İki üç kelime daha fazla konuşabilmek için her şey yolundaymış gibi davranıyorum… Hepsi bu!)
-İyiyim, sen?

+Nasılsın?

-(Her şey bu kadar küçük bir soruyla başlıyor aslında değil mi? Senin cevabını bile merak etmeden sırf laf olsun diye sorduğun küçücük bir soruyla bedenimde binlerce yara bir anda kanamaya başlayabiliyor. İyi değilim! İyi olmadığımı sana söyleyemeyecek kadar da gururluyum üstelik… “Kötüyüm… Gel…” diyemeyecek kadar kuyruğumu dik tutmaya meraklıyım. Hayır bunlar kesinlikle benim suçum değil, ihtiyacım olduğunda senin oralarda bir yerlerde olduğunu bilememek bu kadar sessizleştirdi beni. Yine de ben içimden hep seninle konuştum; saatlerce, günlerce, aylarca… İçimden söylediklerimin bir şekilde içine dokunacağını umut ettim hep, ne zaman seni düşünsem mesaj atmanı da hep buna bağladım sadece sağır taklidi yaptığını düşündüm… Ama yine de iyi değilim ve bunu sana söyleyemeyecek kadar korkuyorum senden. Korkuyorum sırf kötü olduğumu bildiğin ve yarabandı olamayacak kadar umursamaz olduğun için kaçıp gitmenden korkuyorum. İki üç kelime daha fazla konuşabilmek için her şey yolundaymış gibi davranıyorum… Hepsi bu!)

-İyiyim, sen?

Bi gün çok fena aşık oldum; hızla koşarken sert bi’ duvara çarpar gibi, uyurken yüzüme bi’ sürahi soğuk su dökülmüş gibi… Canım çok yandı, içim acıdı… Aşkın acı olduğunu öğrendim, en çok da o acıyı sevdim!

Yeni bi dünya kurabiliriz seninle…

Yeni bi dünya kurabiliriz seninle…